logo
"İş Sağlığı ve Güvenliğinde Alternatif Çözümler"

BESLENME İLE İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ ARASINDAKİ İLİŞKİ

BESLENME İLE İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ ARASINDAKİ İLİŞKİ

Çalısma hayatının en önemli sorunlarından birisinin is kazaları

ve meslek hastalıkları olduğu ve bizlerin ana sorumluluğumuzun önleme

faaliyetleri ve eğitimleri olduğu bilinen bir gerçek. 

 İş performansı, meslek hastalıkları ve is kazaları ile beslenme arasında önemli

bir ilişki mevcuttur. Beslenmesi normal olan  isçilerin, eksik beslenen işçilere

oranla birkaç kat daha fazla üretim yaptıkları araştırmalar sonucu ispatlanmıştır.

Yetersiz ve dengesiz beslenenlerde kan sekerinin düsmesine paralel olarak halsizlik,

dikkat azlığı, yorgunluk hissi gelismekte ve bunların doğal bir sonucu olarak da is kazaları

artmaktadır.

Eksik beslenme sonrası hem kan şekeri düşüklüğü hem de genel kas kuvvetinin azalması

işçinin üretim hızının azalmasına, sık hastalanmasına bağlı iş saati ve iş günü kayıplarına

ve sağlık harcamalarının artması ile sonuçlanmaktadır.

Beslenme, isçinin çalısma kapasitesini ve üretim hızını etkileyen faktörlerin başında gelmektedir. İşçinin günlük temel ihtiyacı olan bazal metabolizma ve

çalışırken harcayacağı tenerji ihtiyacının toplamını tam olarak karşılayamadığı durumlarda, çalısma kapasitesi düsmekte ve üretimi azalmaktadır. Yetersiz  ve

dengesiz beslenme, işçinin hastalıklara direncini azaltarak enfeksiyonlara zemin  hazırlamakta, hastalıklara yakalanma sıklığını artırmakta, hastalığın ağır

seyrine ve öldürücü komplikasyonların gelismesine neden olmaktadır. Ayrıca dikkat  zayıflaması, kas gücünün yetersizleşmesi,uykuya eğilimin artması ve

benzeri sebeplerle  ikazalarının artmasında temel nedenler arasında yer almaktadır.

Çalısma hayatının en önemli sorunları iş kazaları ve meslek hastalıklarıdır. Beslenmesi düzeltilmis isçilerin düzeltilmemis olanlara oranla birkaç kat daha

fazla üretim yaptıkları ispatlanmıştır..Yetersiz ve dengesiz beslenen isçilerde kan şekerinin düşmesine paralel olarak halsizlik, dikkat azlığı, yorgunluk hissi

gelişmekte ve bunların doğal bir sonucu olarak da ikazaları artmaktadır. Bu durum, üretim hızının azalmasına karşın, sağlık harcamalarının artması ile

sonuçlanmaktadır.

Ülkemizde yapılan üniversite kaynaklı çalışmalarda işçilerin basta enerji, protein olmak üzere bazı mineral ve vitaminlerden yetersiz ve dengesiz beslendikleri

bulunmustur.

Diğer ülkelerde işçilerin beslenme durumu üzerine yapılan çalısmaların sonuçları ülkemizde yapılan çalısmalarla karsılastırıldığında, gelişmis ülkelerde

protein tüketiminin özellikle de hayvansal kaynaklı protein tüketiminin daha fazla olduğu görülmektedir. Toplumun ekonomik durumu beslenme düzeyini

etkilemektedir.Ülkemizde de düsük sosyo-ekonomik grupta yer alanlarda proteinin yetersiz tüketimi daha sık görülmektedir.

PROTEİN VE AZOT

İşçilerin çalısma kosullarına uygun olarak beslenme düzeninde ve diyetinde bazı değisikliklerin yapılması gerekmektedir.İsçilerin bedensel güç

kullanımlarının yüksek olması nedeni ile enerji harcamasındaki artışa paralel olarak enerji gereksinmesi, ağır iste çalısma sonucu terleme ile kaybedilen azot

nedeniyle de protein gereksinmesi artmaktadır. Diyet enerjisi yeterli olduğu zaman, proteinlerin kas hareketleri esnasında enerji kaynağı olarak

kullanılmamalarına karsın, fiziksel hareketi çok olan bireylerde kas kitlesinin artması, protein gereksinmesinin artmasına yol açmaktadır. Diyetin protein

miktarı ve kalitesi özellikle büyümekte olan genç ( adölasan) isçilerde artırılması gerekmektedir.

KARBONHİDRAT

Diyet enerjisinin önemli bölümü karbonhidratlardan sağlanır. Kas hareketinde, karbonhidratların yağlardan %4-5 oranında daha elverisli enerji kaynağı

olarak kullanılmaktadır. Dokulardaki glikojen deposunun artması ile çalısma gücü artmaktadır. Bu nedenlerle, ağır fiziksel  çalısmalarda normal diyetin

sağladığı diyet enerjisinin üzerinde harcanan enerjinin karsılanmasında, karbonhidratlar önemli yer tutmaktadır. Artan enerji  gereksinimi B grubu vitaminlere

olan gereksinmeyi de arttırmaktadır. Ayrıca, gerek çalısma kosullarındaki s etkiler (radyasyon, gaz, toz, çesitli  kimyasallar, asırı günes ısığı, plastikler vb.)

gerekse serbest radikaller hücreler üzerinde sürekli oksidan stresi yaratırlar.

SERBEST RADİKALLER

Serbest radikaller vücutta stres, asırı ve düzensiz fiziksel aktivite, ağır iste çalısma ve bazı hastalıklar nedeniyle artmaktadır. Bu nedenlerle isçilerde artan

oksidasyon stresi ve serbest radikaller antioksidan vitaminlere olan gereksinimi de arttırmaktadır. Kursun, kadmiyum gibi madenlerin kullanıldığı sanayi

dallarında çalısanların, kalsiyum, demir, C ve E vitamini gereksinmeleri de artmaktadır.

ÖĞÜNLERİ DENGELİ  VE YETERLİ SAYIDA YAPMAK GEREKİR

Günlük enerji ve besin öğelerinin yeterli miktarda alınmasının yanı  sıra dengeli miktarlarda alınması da önemlidir. Tek bir öğünde bütün besin

gereksinmelerinin karsılanması veya çok fazla miktarda ve öğün sayısını artırarak  besin tüketmekte çalısma kapasitesini olumsuz yönde etkileyebilir. Enerji

ve besin öğeleri üç ana öğünde tüketilebileceği gibi üç ana ( sabah,öğle, aksam) ve  üç ara öğün olmak üzere 5-6 öğüne de dağıtılabilir. Ana öğünler

arasındaki dinlenme anlarında, besin değeri yüksek besinlerin az miktarda tüketilmesinin iş verimini artırdığını gösteren bir çok çalısmada bulunmaktadır.

Genel olarak isçinin günlük besin ihtiyaçlarının üç ana öğüne dağıtarak karsılanması  durumunda en iyi verim sağlanmaktadır.

KAHVALTI EN ÖNEMLİ ÖĞÜN

Kahvaltı yapmadan işe başlama iş verimini düşürmektedir. Yapılan araştırmalarda çilerin büyük bir çoğunluğunun sabah kahvaltısını yapmadan işe

geldikleri saptanmıştır. İşe uyum sağlamadan ve dikkati yoğunlaştırmadan çalışmaya başlamanın bir sonucu olarak işe basladıktan sonraki 1 saat içinde

meydana gelen kazalarının oranı %27.27'dir. Bu nedenlerle ağır işte ve uzun süre çalısan isçilere tek öğünde yüklü bir enerji verilmesi yerine bu enerjinin

bir kısmının sabahları bir ara kahvaltı seklinde verilmesi önerilmektedir. Uyandıktan sonra (8 veya 12 saat açlıktan sonra) vücudun ihtiyacı olan enerjiyi

sağlayan ilk öğün kahvaltıdır.

Kahvaltı; kan sekerini (glikoz) yükseltmek için önemli bir öğündür. Glikoz; beyin için (beyinde herhangi bir enerji deposu bulunmadığından) en önemli enerji

kaynağıdır. Çalışırken, beyin faaliyetleri, fiziksel aktivite ve kaslar için kan glikozuna ihtiyaç duyulmaktadır. İşçinin işe başlamadan  önce sabah yapacağı

kahvaltı, öğlen saatlerine kadar yetecek enerjiyi karşılayabilecek miktarda  olmalıdır. Tek basına meyve, meyve suyu içeren bir  kahvaltı, kan şekerinin çabuk

yükselmesi ve düşmesine neden olacağı için enerji ihtiyacınızı karşılayamayacak, kahvaltının yaklasık bir saat sonrasında, kan  şekeri ve enerjinin azalması

sonucu açlık belirtileri görülmeye baslayacaktır. Karbonhidrat, şeker, protein ve yağ içeriği dengeli besinlerden oluşan bir kahvaltı  tüketildiğinde, daha geç

acıkılmakta ve kan seker düzeyi normal düzeylerde kalmaktadır.

Dr Mustafa KEBAT

 

 
BESLENME İLE İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ ARASINDAKİ İLİŞKİ